Haber

Faik Öztrak: OVP’nin Hedefleri Daha Mürekkebi Kurumadan Risk Altında Görünüyor.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, ” ovp Daha mürekkebi kurumadan hedefleri risk altında görünüyor. Neresinden bakarsanız bakın, pompanın suyu bitmiş. Kazanın tabanı delinmiştir. Yedi öncelikli reform alanı belirledi ama nedense ‘hukukun üstünlüğünün sağlanması’ ve ‘yargının bağımsızlığı’ bu reform alanları arasında yer almıyor. Bunlar bir ekonomiProgram için gömleğin ilk düğmelerinin doğru iliklenmesi gerekmektedir. ovp 2005 yılında gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenmişti. Bu program, Kristof Kolomb’un yumurtası gibi, tabanını kırmadan dik duramaz. Korumalı Mevduat’tan çıkış duyuruları, yabancı kurum ve yatırımcılar tarafından sürekli tekrarlanan aşırı değerli Türk lirası vaatleri, vergilerde inanılmaz bir artış hedefi, faiz hariç bütçe istikrarında beklenen hızlı iyileşme, beklenen enflasyona göre maaş artış planlaması, esnek Programda çalışma konuları, kıdem tazminatı ile birleştirilecek yeni emeklilik modelleri yer alıyor. Dünya Bankası’ndan yapılan açıklamalarda, önümüzdeki yıl tüketimin büyük oranda yavaşlayacağı, kredi kartlarına sınırlama getirileceği, tüketici kredilerinde faiz oranlarının yüzde 50’yi aşacağı sinyali veriliyor. TürkiyeÜlkeye ayrılan kaynakların iki katına çıkarılacağı ve ülkenin uluslararası para fonu masasına hükümetle toplantı için çay partisi daveti gönderildiği açıklamada, ‘ekonomide istikrarın sağlanmasına yardımcı olmak’ ibaresi kullanıldı. oyÖztrak, yerel seçim ittifakına ilişkin de şunları söyledi: “Bizim partimizden başka bir parti ‘Ben kendi adayımı göstereceğim’ derse, ona hayırlı olsun demek bize düşer.”

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, CHP Merkez Yönetim Kurulu toplantısının ardından CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.

Öztrak şunları söyledi:

CHP tarihinde milliyetçilik; ‘Kıbrıs topraklarına, Ege’nin deniz yataklarına, Batı Anadolu’nun haşhaş tarlalarına’ yazanlar var. Emperyalistlerin tehdit mektuplarına karşı dimdik ayakta durarak, ‘Yeni bir dünya kurulacak ve Türkiye orada yerini alacak’ diyenler var. ‘Bu toprakların emperyalistlerin çizmeleriyle ezilmesine izin vermeyeceğiz’ diyerek 1 Mart Muhtırası’na karşı çıkanlar var. ‘Haksızlığa, hukuksuzluğa, haksızlığa karşı’ Dünyanın en büyük sivil eylemlerinden birinde adalet için Ankara’dan İstanbul’a yürüyenler var. Bu çatı altında olmaktan onur duyuyoruz. CHP’nin 100. yılında; Ülkemizin ve partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile bu toprakların vatan olması için canlarını feda eden kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyoruz.

“ÖĞRETİM YILINA ÖZELLİKLE DEPREM BÖLGESİNDE ÇÖZÜLMEYİ BEKLEYEN BİRÇOK SORUNLA BAŞLIYORUZ”

Bugün okullar açıldı. Yeni eğitim-öğretim yılına, özellikle deprem bölgesinde, okulların fiziki durumundan, öğretmenlerin lojmanlarına, çevredeki asbeste kadar çözülmeyi bekleyen birçok sorunla başlıyoruz. Tadilat geç başladı. Özellikle kırsal kesimde okullarda yeni döneme doğru düzgün bir hazırlık yapılmıyor. Aradan 7 ay geçti, hâlâ deprem bölgesindeki su sorununu konuşuyoruz. Hükümet orada değil. Bölgede ciddi konut sorunları var. Ancak saray sorunu çözmeye değil, ihale dağıtmaya çalışıyor. TOKİ’nin internet sitesinde toplam tutarı 203 milyar liraya ulaşan 108 bin konut ihalesine ilişkin bilgiler yer alıyor. Basına yansıyan bilgilere göre 200 bin konutun inşaatına başlandı. Öte yandan Strateji ve Bütçe Başkanlığı Deprem Raporu’nda ise bölgede ‘acil yıkılan, harap veya ağır hasarlı’ ev sayısının 518 bin olduğu belirtiliyor. Yani yapımına başlananlar yıkılanların yarısı bile değil.

Erdoğan bir yıl içinde altyapısı, sosyal ve ticari birimleriyle birlikte 650 bin olmak üzere 319 bin konut inşa etme sözü vermişti ama gerçekleşmedi. Öte yandan yeni eğitim döneminde ülkenin dört bir yanındaki aileler, bilmeceye dönüşen eğitim sistemi ve her geçen gün artan harcamalardan endişe duyuyor.

Araştırmalara göre ülkemizde her üç öğrenciden biri ayda en az bir kez akran zorbalığıyla karşı karşıya kalıyor. Hem afetlerden etkilenen hem de akran zorbalığına maruz kalan çocuklarımızın rehber ve manevi danışmanlara büyük ihtiyacı var. Danışmanlarımız ayrıca hükümetin ‘100 öğrencili her okula bir danışman’ sözünü tutmasını bekliyor. Sadece rehber öğretmene değil, birçok alanda öğretmene ihtiyaç var.

Okullarda asistan ve güvenlik görevlisi sıkıntısı yaşanıyor. Ancak iktidar, eğitim sistemindeki sorunlara odaklanmak, düşüncesi özgür, vicdanı ve bilgisi özgür nesiller yetiştirmek yerine, eğitim sistemini ideolojik vesayet altına almaya çalışıyor. Misyonu, bu ülkenin gençliğine diğer ülkelerdeki akranlarıyla aynı anda daha fazla üretme ve daha fazla kazanma becerisini kazandırmaktır. Amacı çağın gereklerine uygun, kaliteli eğitim vermek olan bakan, eğitimin gerçeklerinden kopmuş, başka dünyalarda yaşamaktadır. Ancak ülkemizde gençler iş bulamıyor, patronlar da ihtiyaç duydukları nitelikli personeli bulamıyor. Eğitim sistemi her zaman harabeye çevrilmiştir. Önce başarısız notlar kaybolur, sonra geri gelir, sınav yapılır, sınav kaldırılır. Eğitim sistemindeki kaos bir türlü bitmiyor. Öte yandan sarayın yol açtığı hayat pahalılığı nedeniyle öğrenciyi okula göndermek zorlaşıyor. Giysiler, eşofmanlar, ayakkabılar, kırtasiye malzemeleri. Maliyeti 5 bin lirayı buluyor. Bunun daha fazla hizmeti var. Hala yapacak yiyecek ve içecek var. Ukrayna-Rusya Savaşı’nın başladığı dönemde dünya gıda fiyatları zirveye ulaştı. O tarihten bu yana yüzde 24 oranında düşüş yaşandı. Bizim durumumuzda aynı dönemde yüzde 110 arttı. Saray yönetiminin beceriksizliği nedeniyle ülkemizde gıda fiyatları 36 aydır aralıksız artıyor.

“KANTİNELER YANGIN MASRAFI”

Kantinlerdeki fiyatlar fiyatla aynıdır. Obeziteyle mücadeleye yönelik okul beslenme programlarının ve eylem planlarının isimleri var ama yok. Devletin çocuklarımıza ücretsiz vermesi gereken yemek her 10 öğrenciden birine bile ulaşmıyor. Çocuklar da okuldan aç dönüyor. Uluslararası yarış sınavlarında başımızı alttan kaldıramıyoruz. PISA sınavlarında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün 38 üyesi arasında fen bilimlerinde 30’uncu, okuma becerilerinde 31’inci, matematikte ise 33’üncü sıradayız. Yetersiz beslenme ve yetersiz eğitim nedeniyle okuduğunu bile anlamakta zorlanan bir nesil yetişiyor.

Okulu bitirmek tek başına çözüm değil. Üniversite mezunu işsizlerin sayısı bir milyon civarında. İşe gitmeyen, ders çalışmayan, evinde oturup anne ve babasının eline bakan 2,5 milyon evsiz gencimiz var. Yeterli eğitim almış gençlerimiz elmas gibi geleceklerini yurtdışında arıyorlar. Bu iktidar sayesinde, deliklerle dolu sınırlarımızdan yüzbinlerce, kökeni bilinmeyen mülteci, yerlerine geliyor. Ülkemizin geleceği elimizden kayıp gidiyor. Tüm bunlara rağmen yeni eğitim-öğretim yılında tüm öğrenci ve öğretmenlerimize başarılar diliyoruz.

Yunanistan, Almanya’ya yüksek sesle ‘Sorunun kaynağı Türkiye, yeni bir mülteci anlaşması için Türkiye’ye baskı yapın’ diye bağırıyor çünkü kendilerine gelen mülteci sayısı bir yılda 2 bin kişi arttı. Bu işler böyle. Dış politikanızı güçlendirecek bir ekonomiyi arkanızda bırakmazsanız diğer ülkeler size istediklerini dayatmaya çalışacaktır. Bugün açıklanan temmuz ayı işsizlik verilerine göre gerçek işsiz sayısı bir miktar azalmış gibi görünse de 8 milyon 742 bin kişi seviyesinde kalmaya devam ediyor. Bu, dünyadaki 97 ülkenin nüfusundan fazladır. Sadece yoksulluktan değil, ülkedeki açlıktan da bahsediyoruz.

“SUÇU ÖNÜNDEKİ SARAY POLİTİKALARINA YÜKLEDİ”

‘Faiz sebep, enflasyon sonuç’ diyerek yola çıkan AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, tüm istikrarı alt üst etti. Daha sonra işlerin yolunda gittiğini göstermek için 199 milyar doları Merkez Bankası’nın arka kapısından buharlaştırdı. Onu israf etti. Bakan Şimşek bugün bunu açıkça itiraf etti. Enflasyondaki artışın sebeplerinden birinin de seçim öncesi uygulanan döviz kurundan vazgeçilmesinin enflasyonu artırdığını söyledi. Kendisinden önceki saray politikalarını suçladı.

Hükümetin politikaları nedeniyle Merkez Bankası’nın kasası bugün itibariyle boş. Net döviz rezervleri eksi 67 milyar dolar. Sadece Merkez Bankası’nın değil, Hazine’nin kasaları da rekor açık veriyor. Geçen yılın ilk 7 ayında 30 milyar lira fazla veren bütçe, bu yılın aynı döneminde 435 milyar lira açık verdi. Hükümet neden “sarsıntı harcamaları” derse desin, bu açığın en önemli kısmı hükümetin seçimi kazanmak için bütün düğmelere basmasından kaynaklanıyor.

“SU POMPASINDAN SU AKTI”

Nitekim Hazine ve Maliye Bakanı da bunu itiraf ediyor. Bugün katıldığı programda enflasyondaki artışla ilgili soruyu yanıtlarken, sarsıntı harcamalarının ardından fiyatlardaki artışın da etkisiyle ‘seçim öncesi alınan bazı kararları telafi etmek zorunda kaldıkları’ için üzüldü. Analiz olarak daha fazla vergi toplamayı ve özelleştirmeden daha fazla faydalanmayı umduğunu belirtti. Hatta atalarından miras kalan 63 milyar dolarlık millet mülkünü satıp yediler. Geri kalanını Varlık Fonu’na doldurdular, borca ​​teminat verdiler. Başka ne satacaksınız? Bütçe açığına ciddi bir cari açık eşlik ediyor. Bugün açıklanan temmuz ayı rakamlarına göre tek aylık cari açık 5 milyar 466 milyon dolar, yıllık cari açık ise 58 milyar 517 milyon dolar oldu. Yılbaşından bu yana 7 aylık cari açık 42 milyar doları aştı. Yeni yayınlandı ovpBu, tüm yıl için öngörülen cari açıktı. ovp Cari açık hedefine ulaşabilmek için yılın geri kalanında hiçbir ayda cari açık vermemek gerekiyor. Bu mümkün değil. Erdoğan’ın cari fazla vererek enflasyonu düşürme yanılgısı her zaman boşa çıkıyor. ovp Daha mürekkebi kurumadan hedefleri risk altında görünüyor. Özetle neresinden bakarsanız bakın pompanın suyu bitmiştir. Kazanın tabanı delinmiştir.

BUGÜN EKONOMİ FAY HATLARINDA GERİLİM EN YÜKSEK AŞAMAYA ULAŞTI.

Geçtiğimiz hafta hükümetin önümüzdeki üç yıla ilişkin hedef ve tahminlerini içeren Orta Vadeli Program yayımlandı. Orta Vadeli Program ile ilgili söylenecek ilk şey şu; ‘Gösterişsizliği gerçekçilikle harmanlayan’ bir programdır. Programa göre, 12 yıl önce millete vaat edilen Devlet Kalkınma Planlarında yazılan 2023 yılında 2 trilyon dolar milli gelir ve kişi başına 25 bin dolar hedefinin önümüzdeki üç yılda tutturulması mümkün değil. Türkiye ‘ilk 10 ekonomi arasında yer alma’ hedefinin yanına bile yaklaşamıyor. Dünya enflasyon sıralamasında Türkiye 2026’ya kadar ilk beşten çıkmıyor. Bunun adı ‘Realizm’ değil, iflasın kabulüdür. ovpÇok sayıda rakam, dilek ve temenni var, ancak bunların nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin doğru zamanlanmış bir dizi önlem ve politika yok.

Yedi öncelikli reform alanı belirledi ama nedense ‘hukukun üstünlüğünün sağlanması’ ve ‘yargının bağımsızlığı’ bu reform alanları arasında yer almıyor. Bunlar bir ekonomi programı için gömleğin doğru şekilde iliklenmesi gereken ilk düğmeleridir. ovp2007 yılında gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenmişti.

“ENFLASYON TAHMİNLERİNİN NASIL OLACAĞINI MERAK EDİYORUZ”

Enflasyon iddialarına gelince, seçimlerden sonra hükümet maaşları, fiyatları ve maaşları artırırken bu yıl için yüzde 22 enflasyonu baz aldı. Maaş, ücret ve aylık ayarlamalar tamamlandıktan sonra Merkez Bankası, geçen ay yayınladığı Enflasyon Raporu’nda “Enflasyon bu yıl yüzde 58 olacak” demişti. Bu da yetmezmiş gibi son faiz kararında ‘Bu yıl enflasyon tahminin üst bandına yakın olacak’ diyerek enflasyon tahminini 62’ye çıkardılar. Şimdi açıkladıkları Orta Vadeli Programda ‘enflasyon bu yıl yüzde 65 olacak’ diyorlar. Enflasyon hedefini birkaç hafta içinde yüzde 22’den yüzde 65’e çıkaran hükümetin açıklaması şöyle oldu: “Mevcut tabloyu anladığımızda varsayımlarımız değişti.” Ama resmi anlayana kadar memurların, emeklilerin, işçilerin başına geldi. Peki birkaç hafta içinde enflasyon hedefini bu kadar değiştiren bir hükümet önümüzdeki 3 yıl için enflasyon hedeflerine ve tahminlerine nasıl ulaşacak? Bunu merak ediyoruz.

BU PROGRAM “KRISTOPHİK KOLombus’un Yumurtası, Tabanı Kırılmadan Dik Duramaz”

Bu OVP aynı zamanda tutarsızlıklarla da boğuşuyor. Programa göre bu yıl yüzde 65’e çıkacak enflasyon, gelecek yıl yüzde 54’lük devalüasyona ve yüzde 4’lük büyüme hedefine rağmen yüzde 33’e, yani gelecek yılki enflasyonun yarısına düşecek. bu yıl meydana geldi. 2024 yılında milletten alınacak vergiler yüzde 74 oranında artacak. Vergilerdeki artış oranı, enflasyon ve milli gelir artış oranlarının toplamının tam iki katı. Bu yıl milletten 1 trilyon liranın üzerinde ek vergi aldınız. Vergi ödemekten başka seçeneğiniz yok. Bu hükümetin gelecek yıl bu vergi artışıyla milletimizin canına kıyma ihtimali var mı? Size şunu söyleyelim, bu program Kristof Kolomb’un yumurtası gibidir, tabanını kırmadan dik duramaz. Bu ülke bunu hak etmiyor.

SIKI PARA POLİTİKASI ‘AZ PARA, YÜKSEK FAİZ’ DEMEKTİR”

Döviz kuru korumalı mevduatlardan çıkma vaadi. Ancak ne zaman, hangi takvimde, hangi araçları kullanarak. Maliye Bakanı konuşmamayı tercih ettiğini söyledi. Döviz Korumalı Mevduat sahiplerine TL mevduata geçiş için enflasyona paralel faiz verecek misiniz? Bu amaçla bankaların sermayelerini güçlendirmek adına eski kağıtları alıp özel devlet kağıtları mı çıkaracaksınız? Cevapsız. Saray hükümetinin, KKM’nin millete getireceği faturayı yerel seçim sonrasına saklama niyetinde olduğu açık. Tabii eğer uzayan fay hatları kırılmazsa. Erdoğan’ın bir diğer vaadi ise ‘Sıkı para politikasıyla enflasyonu tek haneye düşürmek.’ ‘Enflasyonun düşürülmesini’ anlıyoruz ama bahsettiğiniz bu “sıkı para politikası” nedir? Biliyorsunuz, sebep faiz, sonuç enflasyondu. Sıkı para politikası ‘daha az para, daha yüksek faiz’ anlamına geliyor. Kendisinden önce atadığı bakanın, selefinin uyguladığı politikaları mantıksız olarak nitelendirmesine sinirlenen Erdoğan, iki yıldır her yerde savunduğu düşük faizden artık vazgeçti: “Ben iktidara gelir gelmez bu da olur. iktidara geldiğim anda düşer”. Allah kimseyi bu duruma düşürmesin. Çalıların etrafında dolaşmaya çalışmayın. Devam edin ve ittifak ortağınızın yaptığı gibi ‘sebep faiz, sonuç enflasyon, gerçek değil’ deyin. Bu ortağınız saraya ‘Rüşvet veren de, rüşvet alan da lanetlidir’ diye bir tabela asacağını söyledi. Bu tabelanın sarayınızda hangi kötü insanlar için asıldığını düşünüyorsunuz?

Yapılan hataların milletimize de maliyeti vardır. OVP’ye göre bu yıl 646 milyar lira olan faiz giderleri program dönemi sonunda 4 katına çıkarak 2 trilyon 295 milyar liraya ulaşacak. Ülkenin vergileri aynı zamanda faiz lobilerine ve tefecilere de gidecek. Bu yıl beklenen yüzde 4,4 büyüme hedefi de kafa karıştırıcı. Bunun için yılın ilk altı ayında yüzde 3,9 olan büyüme oranının yılın geri kalan yarısında yüzde 4,8’e çıkması gerekiyor. Hedeflenen büyümenin yakalanabilmesi, hükümetin son 6 ayda ciddi oranda gaza adım atması ile mümkün. Peki ekonomiyi serinletecek faiz artışları devam ederse bu nasıl olacak? Yoksa yeni ekonomi yönetiminin sonu Lütfü Elvan ve Naci Ağbal gibi mi olacak? Sizi uyaralım, seçime kadar motor ısınıp gaza basılırsa bu araç şanzımanı kaybeder mi?

Bu arada, döviz korumalı mevduattan çıkışa ilişkin açıklamalar, yabancı kurum ve yatırımcılar tarafından sürekli tekrarlanan aşırı fiyatlanmış Türk lirası vaatleri, vergilerdeki olağanüstü artış, faiz hariç bütçe istikrarında beklenen hızlı iyileşme, beklenen enflasyona göre maaş artış planlaması, esnek çalışma Programdaki unsurlar, kıdem tazminatı ile birleştirilecek yeni planlar. emeklilik modelleri, gelecek yıl büyük ölçüde yavaşlayacak tüketim, kredi kartlarının sınırlandırılacağı sinyali, tüketici kredi faiz oranlarının yüzde 50’yi aşması, Dünya Bankası’ndan yapılan açıklamada ‘ekonomide istikrarın sağlanmasına yardımcı olmak için’ ifadesi kullanıldı. Türkiye’ye ayrılan kaynak iki katına çıkacak. Uluslararası Para Fonu’nun ülke masasına gönderilen son çay partisi daveti ise seçimden sonra hükümetin IMF’nin kapısına geleceğini şimdiden gösteriyor. Türkiye bu kadar yalanı ve beceriksizliği hak etmiyor.

“MİLLET TÜKÜRÜNÜ YARALARAK YÖNETİLMEZ”

Her ne kadar havuz medyası Erdoğan’ın dün darbeci ve katil olarak söyledikleriyle tokalaşmasını diplomatik başarı manşetiyle aktarsa ​​da onun tükürüğünü yalayarak ülke yönetilmez. Meğer Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlet, milletimiz de büyük bir millettir. Ekonomimiz, uluslararası kurumların kapısında hazır olmadan, doğru politikalarla hızla ayağa kalkabilir. Hiçbir ülkenin sahip olmadığı konumumuz, verimli topraklarımız ve yer altı kaynaklarımız, üretime katılmayı bekleyen genç nüfusumuz, dünyanın her yerindeki iş insanlarımız, çalışkan çiftçilerimiz, çalışanlarımız ve işçilerimiz ile büyük bir potansiyele sahibiz.

YENİLEME SÜRECİMİZ HIZLA DEVAM EDİYOR”

BAŞKANIMIZ BİR İLLERE GİTTİĞİNDE O İLDEKİ TÜM PARTİ YETKİLİLERİNİ, BAŞTA SEÇİLMİŞLERİMİZİ O PROGRAM HAKKINDA BİLGİLENDİRECEKTİR.

Öztrak basının sorularını da yanıtladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun CHP’nin İstanbul’daki toplantılarına katılmaması yönündeki soruyu Öztrak, “Genel Başkanımız bir partiyle gittiğinde başta seçilmişler olmak üzere o kentteki tüm parti yetkilileri, Programdan haberdar olun. İl başkanlarımız da bunun koordinasyonunu sağlıyor. Ekrem Bey, “O da bizim belediye başkanımız” dedi. İmamoğlu’nun CHP’nin 100’üncü yıl resepsiyonuna katılmaması yönündeki soruya Öztrak, “Kutlama programları vardı” dedi. Hafta sonu 3 gün belediye başkanlarımızın bulunduğu şehirlerde partimizin 100. yılı yaklaşıyor. Önceki gün resepsiyona katılmayan başkanlarımız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu. “9 Eylül sabahı Anıtkabir’deki programa katıldı.

Öztrak, CHP’nin 100. yıl videosunda kısaca yer alan EOKA fotoğrafıyla ilgili soruyu şu şekilde yanıtladı:

“O görüntülere baktığınızda Kıbrıs dağlarına bayrağı nasıl diktiğimiz anlatılıyor. Neden revize edelim? Kıbrıs dağlarına milliyetçilik yazdığımız görüntüyü gösteren görselleri neden revize edelim? Aslında bu konuda açıklamalarda bulunan Genel Başkan Yardımcısı arkadaşımız da vardı. Hatta karşı çıktığımızı görüyorum “Partinin sıklıkla kullandığı bu sinemaları ve fotoğrafları partide görünce muhtemelen büyük bir tepki oluştu. hazırladığım mükemmel görüntü. Muhtemelen Kıbrıs dağlarına dikilen bayrağın CHP’nin eseri olduğunu söyledikleri için kıskanıyorlardı.”

“SİZE İYİ ŞANSLAR DİLMEK BİZİM İÇİN HEPİMİZ”

Öztrak, İYİ Parti’nin yerel seçimlerde ittifak oluşturup oluşturmayacağı yönündeki soruya ise şöyle konuştu: “Geçen hafta nerede durduğumuzu söyledim. Ayrıca bu süreçte durduğumuz yerde şehirlerde iş birliğine kapalı olmadığımızı da söyledim. Ama bizim parti dışında bir parti ‘Ben kendi adayımı göstereceğim’ derse, ‘Hayırlı olsun’ demek bize düşer. Belediye seçimleri tek turlu seçimlerdir. Daha önceki belediye seçimlerinde de gördüğümüz gibi yüzde 25 oy ile kazanılan seçimlerin de olduğunu unutmamak lazım” diye konuştu.

Kaynak: ANKA / Güncel

haberkeles.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu